ÖZEL RÖPORTAJ: MANDA YUVASI'nın Hikayesi...

27 Şubat tarihinde vizyona girecek MANDA YUVASI filmi ile ilgili okuduğunuz herşeyi unutun... İlyas İlbey ile yaptığımız röportajı okuduktan sonra MANDA YUVASI filmine en az iki kere gitmeniz gerekecek...
Bu haber 2015-02-09 21:46:15 eklenmiş ve 584 kez görüntülenmiştir.

Bir Kastamonu Filmi ismini taşıması eleştirildi...

MANDA YUVASI da neymiş dendi!

İlyas, ne yapmaya çalışıyor diyenler oldu...

"Yahu bu bizim İtilmiş değil mi la" diyenler de keza...

Sessiz sedasız bir Kastamonu Filmi değildi ve olmayacaktı da, "başrolde de köylü olurmu kardeşim" diyenler de çıktı...

Oyuncu kadrosunda İlyas İlbey, Eylem Şenkal, Seray Sever, Kadir Çöpdemir, Kemal Kocatürk veYasemin Yalçın'ın yer aldığı film, 27 Şubatta beyazperdede olacak. Mizah dünyasının önemli isimlerinden Can Barslan ve ‘Sıdıka'nın yaratıcısı Atilla Atalay'ın senaryolaştırdığı filmin yönetmeni ise İlyas İlbey. Alıştıkları hayatlarıyla, kapıya dayanan sanayileşme arasında sıkışıp kalan Kastamonu Çaykaşılı köylülerinin hikayesi, tüm sinemaseverlere bol kahkaha vaad ediyor.

Gelin biz en iyisi filmin kahramanlarından Aşur Efendi'ye (bizim İtilmiş canım) kulak verelim...

Film İlyas İlbey ve Yasemin Yalçın için bir ilk film ve en önemlisi Kastamonu'da bir köy yaşamını konu aldığından, sağdan soldan kulağımıza çalınanları da alıp heybemize çaldık Aşur Efendi'nin kapısını... Sağolsun sıcak sohbetiyle ekranlardan gordüğümüz İtülmüş ile pek alakasız bir hemşerimizle oturduk ve kısa bir randevu diye gitmemize ve akabinde toplantısı olmasına rağmen bize herbişeyi anlattı...

Bugüne dek tüm okuduklarınızı unutun... Çünkü bu klasik bir film öncesi röportajı değil ve bir Kastamonulu yönetmen yakalayıpta memleketi çekiştirmeden yapamazduk... Hadi okun gayrı:)

NEDEN KASTAMONU FİLMİ?
Hikayemiz Kastamonu'da bir dağ köyünde geçiyor... Kastamonu köylüsünün, Kastamonu gerçeğinin; göç, işsizlik, dibe vurmuşluk gibi bize dair sorunların özü ve yansıması, analizi bu hikaye... Köyün, doğanın, tabii güzelliklerin talan edilmesinden kaynaklanan fakirleşme ve bastırılmışlığın üzerine öyküleştirilmiş bir çalışma oldu MANDA YUVASI... Filmi esas yapma gayemiz bir sanatçı olarak misyonum doğrultusunda kendi memleketimi, memleketimin doğasını, doğallığını tanıtmak, insanlarının gerçek sıcaklığını hissettirmek  istedim. Benim memleketim mizah açısından, öz olarak, mozayik ve mizah olarak daha işlenebilir bir karaktere sahip... Bugüne kadar Kastamonu hiç işlenemedi çünkü zordur, bunu başarmak istedik. 

Ben aslını inkar edenlerden değilim;  ben her platformda, her ortam ve platformda göğsümü gere gere Kastamonuluyum derim... Ben Kastamonuluyum ve bundan da gurur duyan Kastamonu aşığı bir insanım... Ben orada doğdum, çiftçilik yaptım, düven sürdüm, Ilgaz  Dağları'nda kooperatifçilik yaptım, ormancılık yaptım, ağaç domruk yaptım, ben kısaca ekmeğini taştan ağaçtan topraktan çıkaran bir insanım... Allah bana başka bir yol açtı, bu yola girdim. Başarılı da olduğuma inanıyorum. Kastamonu'dan kalkıp İstanbul'a ben tiyatrocu olacağım dediğimde benim tiyatroyla ilgili hatta tiyatro önünden geçmiş bir yakınım da yoktu. Giriştiğim projelerde başarılı oldum, çok iyi yerlere taşıdığıma da inanıyorum. Ancak ardımda bıraktıklarımı unutmadım, bırakmak da istemedim. O yüzden bu filmi memleketimde, köyümde çektim. Bu bir vefa borcumdu onu yerine getirdim... Bir sanatçı olarak ilk çektiğim filmde de kendi köyümü anlattım.

Senaryo öncesi senaryomuzu oluşturan Atilla Atalay ve Can Barslan ile köyümüze çekim yapacağımız yerleri görmeleri için gittik ve bir süre kaldık. Akşamları köy odasında toplanarak sohbetler ettik, o atmosferi yaşasınlar istedik. Köy odaları bizim kültürümüz, tuluatlar, orta oyunlarının kökeni köy odalarımızdır. Dediğim gibi önce filmini çekeceğimiz köylülerle yazarlarımız tanıştırdık. Orada bulunan herkesin bir hikayesi var kendine özel... Mesela içlerinden birinin lakabı Kulakesik;Kulaksız Muhtar diyorlar... Neden kulaksız Muhtar diyorlar, küçükken eşşekten düşmüş, eşek kulağına basıp yırtmış birisi de usturayla geri kalanı koparmış ve kulaksız kalmış... Birinin adıGoteğri, nedeni küçükken düğünlerde çok güzel oynadığından "bu nasıl gıvırıya, bunun goteğri" demişler adam yetmiş beş yaşında ismi Dursun ama kimse tanımaz ama Goteğri dedin mi beş yaşındaki çocuk bilir... Bir tanesi var mesela Hartman; neden ismi öyle, Muştan bir öğretmen gelmiş köye, bu iri yapılı birisi olduğu için buna iri adam, güçlü kuvvetli adam anlamında Hardmen demiş... Köylü buna yıllar içinde Hardmen'i Hartman'a dönüştürmüş ve adı öyle kalmış... Adam 78 yaşında kendisine soruyorum ne demek Harman diyorum, iyi bişeymiş diyor... Film içinde anlatacağımız öykü ve kişileri yazarlarımıza tanıttık. Sonra üç ay senaryo çalışmamız sürdü... Hikayenin ana aktörlerinden biri de HES projesi, köyün dibindeki çay alınıyor ve proje kapsamında değerlendirilerek köy hapsediliyor. Aşağıya inseler su yok, yukarı çıkacaklar hayvanları bırak karınca çıkamıyor... Köylü hapsedilmiş durumda... Orada böyle bir gerçek de var... Köylüye iş gelecek diye vaadde bulunulmuş ama ala ala bir güvenlikçi alıp iş vermişler... Mesele HES'in katlettiği doğa... Buna da dikkat çekelim istedik. Suyumuz, toprağımız doğamız gitti... Buna karşılık filmin karakteri Aşur memleketine dönüyor ve karşılaştığı manzara karşısında köylüyü örgütleyip HES için kendini kandıranların intikamını almaya karar veriyor... Hikayenin devamı sinemalarda:)


KISACA TİYATRO YAŞAMI...
1981 yılında profesyonel olarak sahne almaya başladım. 33 yıldır tiyatrocuyum... Tuncay Özinel ile başladım... Konservatuvar eğitimi aldım, bitirdim... 10 yıl Kent Oyuncuları ile Kenterler ile çalıştım. Meslek aşkını onlardan aldım. 90-91 yılında kendi tiyatromuzu kurduk, 94 yılından itibaren de kendi TV programlarımıza başladık. İtilmiş - Kakılmış hikayesi Yasemince ile tüm Türkiye'de tanınan bir figür olduk.
İTİLMİŞ'İN HİKAYESİ
Karaketerin ismi bulunduğu ortamlarda ötelenmeye, itilip kakılmaya bir kenara itilmeye çağrışım yapan da bir öze vurgu yapıyor. Ben her zaman her yerde söylüyorum, memleketimizin doğusu bazı noktalarda mağduriyetleri ile bilinir. Ama Kastamonu oradan farklı değildir, hala yolu, içme suyu yok... Domatesi, biberi marketten pazardan alan insanlarımız var. Peynir filan bilmez yapamazlar, elde ettikleri 2 kilo süt ancak kendilerine yeter... O insanların itilmiş, kakılmışlığının yanısıra o yöre insanının da unutulmuşluğunun vurgusu vardı o karakterlerde...
ÖZE SAHİP ÇIKILMIYOR...
Bugün memleket ile İstanbul'da yaşayan Kastamonuluların durumuna bakıldığında aradaki uçurumun ana nedeni öze sahip çıkmamaktır... Memleketimizin insanları olarak sahtekarlık, hile, hırsızlık bilmeyiz. Memleketimiz kavgayı bilmez, en büyük kavgamız tarla kavgasıdır. İnsanımız hırsızlık, yolsuzluk, yüzsüzlük bilmez... Devlete sadakati bilir,  o ilke ile büyümüştür ve öylece de yaşar... Ama sahipsizdir. Yıllarca devlet sahipsiz bırakmıştır hala da sahipsizdir, mağdurdur... İstanbul'da bulunan Kastamonulu işadamlarımız da sahiplenmediği için memleket milim ileri gidemiyor. Herkes özüne dönüp ben memleket için ne yapıyorum diye bir baksın... 
Bir babanın beş evladı varsa baba en çok sorunu olan, sorun çıkaranıyla uğraşır... Mazlum hep oğlumsun, paşamsın diye sıvazlanır... Biz yıllarca devlet tarafından sıvazlanarak avutulduk ve bir köşede unutulduk. İstanbul'da ve Kastamonu dışında çok insanımız var... Onlardan da bize hayır gelmiyorsa dönüp bakmalıyız bizim nerede eksiğimiz var diye sormalıyız...
Biz neden yaptıramıyoruz diye kendimize sormuyoruz. Yıllardır hep aynı isimler vekil olarak Kastamonu'yu temsil ediyor, ama Kastamonu'ya ne verdiklerine bakıldığında hiçbirşey yok... O halde neden biz aynı isimlerle devam ediyoruz, niye memleket için mücadele edecek adamlar çıkarıp göndermiyoruz oralara... Bakıyoruz İstanbul'da birçok isim var mevcut iktidarla içli dışlılar ama memleketlerine bu ilişkiler ne sağlıyor? Sorgulanmıyor...
Siyasilerimiz de basiretsiz durumdadır... Kastamonu'yu işadamı, sivil toplum ve siyasetçiler birlikte geliştirmelidir.

Artık 27'sinde vizyona girecek olan özbeöz Gastamonulu ilk filmimiz olan Manda Yuvası'na yanınıza üç beş ahbabınızı da alıp gidersiniz... 

Fragmana aldanmayın, filmin dinlediğim hikayesi oradakilerden çok farklu şartossun... 

İlyas İlbey ve ekibine, oyuncu ve set ekibine, filme orijinallik katan Çaykaşı Köyü sakinlerine emeğinize sağlık diyoruz...

 

 M.Yaşar DİLSİZ / Kastamonunsesi.com

 


 

 


 

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Cide Haber haberleri
Öz Hızar İnşaat Cide
Anket
2019 seçimlerinde oyunuz kime?
AK PARTİ
CHP
MHP
İYİ PARTİ
SAADET PARTİSİ
DİĞER...
Kastamonu Cide Şehir Portalı - Haber İş, Yaşam ve Eğlence
Cide Köyleri
Cide Köyleri
Cide Web Siteleri
Cide EĞİTİM
Kastamonu