-
Kastamonu
En Yüksek: - En Düşük:
Cide Haber Portalı

Hayat bir hikaye gibidir,ne kadar uzun oldugu degil ne kadar güzel oldugu önemlidir.
(SENECA)
Mustafa YAVUZ

E-Posta:

MEZAR TAŞLARININ SÖYLEDİKLERİ

             İslam anlayışına göre ana rahmine düştüğü andan itibaren insan, mükerrem ve saygın bir varlık haline gelir. Anne rahmindeki cenin ile dünyaya ayak basan çocuk nasıl saygın ise ölüm ile beraber yıkanıp paklanan mevtalar da saygındır. Tertemiz kokularla bembeyaz bir sargı içerisinde Allah’a yolcu edilirken mezarların başına dikilen mükemmel taşlarıyla da dünyada kalanlara, tanıyan tanımayan herkese ben de bir zamanlar sizin gibiydim mesajı içermektedir.                    İslam anlayışına göre ana rahmine düştüğü andan itibaren insan, mükerrem ve saygın bir varlık haline gelir. Anne rahmindeki cenin ile dünyaya ayak basan çocuk nasıl saygın ise ölüm ile beraber yıkanıp paklanan mevtalar da saygındır. Tertemiz kokularla bembeyaz bir sargı içerisinde Allah’a yolcu edilirken mezarların başına dikilen mükemmel taşlarıyla da dünyada kalanlara, tanıyan tanımayan herkese ben de bir zamanlar sizin gibiydim mesajı içermektedir.


 


                  Aslında dilimizde kullanılan mezar tabiri de ziyaret edilen yer anlamına gelmektedir. Ziyaret insana yapılan bir yolculuktur. Her ne kadar bir insan ölümle beraber aramızdan ayrılsa da sevgisi, muhabbeti içimizde devam etmekte, mezarlıktaki kabriyle de ikametgâhını sabitlemektedir. Eti kemiği yok olsa da varlığı yattığı mezarla sabitlenmekte, yıllar geçmesine rağmen ziyaret edilerek aramızdaki manevi varlığı ortaya konmaktadır.


 


                     Mezar ziyareti dinimizde önemli yeri olan, bayramlarda, mübarek zamanlarda sıkça yapılan ve sünnetle sabit olan bir uygulamadır. Bizzat Hz. Peygamber yaptığı ziyarette yüzünü mezarlara döndürerek: "Ey müminler ve Müslümanlar diyarının ahalisi, sizlere selâm olsun. İnşaallah, biz de sizlere katılacağız. Allah tan bize ve size afiyet dilerim"1 demiştir. Bizlerde çeşitli vesilelerde zaman zaman kabir ziyaretlerinde bulunuyoruz.


 


                   Geçenlerde bir kardeşimizi ebedi yurduna uğurlamak üzere gittiğim Cide Şehir Mezarlığında mermer taşlar üzerine oyularak yapılmış şahideler gördüm. İlgimi çekti ve Cideli hemşerilerimizle paylaşmak istedim. Ama önce Şahidenin ne demek olduğunu hatırlatmakta fayda görüyorum.


 


                   Şahide; Mevtanın gömülü olduğu yeri göstermek üzere baş ve ayak kısmına dikilen mezar taşlarına verilen isimdir. Yüzyıllardır Müslümanların mezarlara diktikleri bu taşlar, sanat ve tarihi değer bakımından önem taşırlar. Tarih ve sanat bakımından önemli birer vesika teşkil eden bu taşlara şahide denmesinin sebebi, orada yatanın kim olduğuna şahadet etmesi sebebiyledir.


 


                   Bu taşlar gelişigüzel yapılmamıştır. Her biri bir emeğin, bir sanatkarın elinin ürünüdür.Gördüğüm bu taşların her ne kadar mezarları kaybolmuş olsa da taşları dimdik ayakta yüzyılı aşkın bir süredir varlıklarını devam ettirmekte, ilçemizde yüzyıl öncesinde yaşayan insanların hüzünlerini, kederlerini, beklentilerini ifade etmektedir. Mezar taşlarının en yukarısında serpuş denilen başlık, hemen onun altında da “Hüve’l- Bâkî”: Ebedi olan Allah’tır veya ölen genç ise “Ah mine’l-mevt”; ah ölüm, nedir bu ölümden çektiğim anlamındaki ifadeler yer almaktadır.


 


                   Aslında mezar taşları mesaj yüklüdür. Belki de Hz. Peygamberin “Ölüm vaiz olarak yeter” ifadesinin mermer taşlara kazınmış şeklidir. Bu yazımda şehir mezarlığındaki görebildiğim birkaç mezar taşındaki ifadeleri latin alfabesiyle sizlere ulaştırmak istiyorum.


 


                  İlk paylaşacağım taş, yazısı ve oymaları mükemmel günümüze kadar gayet güzel bir şeklide varlığını korumuş bir eserdir. Ele aldığımız ilk mezardaki yatan mevta 39 yaşında genç denilebilecek bir yaşta dünyaya veda eden birisidir. Bu yüzden dünya özlemi ifadelerde yerini bulmaktadır.


 


Hüve’l Bâkî


 


Emretti hüda eyledi ferman


 


Erişti ecel, vermedi amanGençliğime doymadım dünyada heman


 


Ahirette vere muradım, Halikı Rahman


 


Faizzâde Ali Hamza efendinin


 


Ruhuna fatiha tevellüdü 1303 (1887)


 


Vefatı 1926 (2) 


 


Ele aldığımız ikinci taş ise ölümden dolayı bir üzüntü,  keder ifadesi ile başlamaktadır. İfadeler çok narin ve canı verene teslimiyet içermekte, ölüm içilen bir şerbet misali düşünülmektedir. Osmanlı ordusunda, yüzbaşıyla binbaşı arasında yer alan rütbeye sahip olup görev icabı Cide’ye gelen Redif taburu kol ağalığından emekli Kütahyalı Süleyman, burada emekli olduktan sonra yerleşmiş ve vefatıyla beraber gurbetin kollarında Cide mezarlığında kendisine yer bulmuştur.


 


   Ah mine’l-mevt


 


Dirîğa câm-ı mevti nûş edüp ata ettim


 


Geçürdüm nice ömrüm bizâr-ı şükrü Hüdâ Ettim


 


İlahi! Beyti kabrim hikmetinle nura gark eyle


 


Hüdanın hükmüne razı olup canım feda ettim.


 


İlahi! Ruz-i mizanda nakil kıl hayr-ı a’mâlimi


 


Ko isyanım hafif etki sehv ile hata ettim.


 


Cide redif taburu kol ağalığından mütekaid


 


 Kütahiyeli Aşıkoğlu Abdullah Efendi bin


 


 Süleymanın ruhuna fatiha


 


Sene 1331(1915) (3) 


 


                 Ele aldığımız 3. Mezar taşı gayet güzel okunan ve ilk günkü güzelliğini koruyan bir taş olup, dua ve niyaz ifadeleri ile başlamaktadır. Kendisini ziyaret eden din kardeşlerinden tek isteği vardır, o da bir fatiha hediye etmeleri. 


 


Hüve’l-Bâkî


 


Beni kıl mağfiret ey Rabbi Yezdan


 


(bi) hakkı arşı a’zam nur-i Kur’an


 


Gelüp kabrim ziyaret eden ihvan


 


İdeler ruhuma bir fatiha ihsan


 


Cide taburu kol ağası


 


Mütakaidlerinden Hacı Feyzî zade


 


Hacı Hüseyin Efendinin ruhuna fatiha


 


Fî sene 1332  6 zi’l-hicce Çarşamba (4) 


 


                    Bir diğer mezar taşı ise çok hüzünlü ifadeler içermektedir. Körpecik yavrularını kaybeden aile yazdırdığı yazı ile ne yaptın ey ölüm bize der gibi “ah mine’l-mevt ile başlatmıştır. Dünyada evlat acısından daha büyük acı yoktur. Yavrusunu kaybeden bir anne-babanın onun ardından yaşadıkları hissiyatı dile getirmektedir.


 


Ah mine’l-mevt


 


Hasretimle validenim durmasun kan ağlasun


 


Gençliğime doymadım ah bana her can ağlasun


 


Acısunlar bana emsali akranın cümlesi


 


Ruhum ider gökte melekle yerde insan ağlasun.


 


Merhum ve mağfur Pattaban zade Mehmet Efendinin ruhi


 


İçin el-fatiha1 mart sene 1325 (1909)  (5)


 


                     Daha sonra ele aldığımız iki mezarda küçük yaşta kaybedilen iki evlat için ağıt içeren ifadelere yer verilmektedir. Yüreği yanan bir ailenin feryadı yürekleri dağlamaktadır. İki kız evladı yakın seneler içinde kaybetmek nasıl bir acıdır, bilinemez.


 


Ah mine’l-mevt


 


Hasılı ömrüm ciğerim paresi


 


Gitti elden veled kaldı yaresi


 


Kıl şefaat nur civanım bizlere


 


Valideynin gayri …..feda yaresi


 


Memişzade Ali Beğin kerimesi


 


Ruveyse Hatunun ruhuna fatiha1323 (1907)- 1326 (1910) (6) 


 


Hüve’l-Bakî


 


Bir bülbül iken ah açılmadım soldum


 


Bağ-ı cihanı terk edüp Cennet-i a’layı buldum


 


Memişzade Ali beğin kerimesi


 


Hikmet hatunun ruhuna rızaen


 


Lillehi teala el-fatiha11 Rebüu’l-evvel 1321 (1905)- 25 Receb 1322 (1906)  (7) 


 


                  Diğer mezar taşında ise dönemin önemli kurumlarından liman reisi kol ağası görevinde iken vefat etmiş ve mezar taşında da dünyayı terk edip Mevlaya boyun eğdiği, fenayı (yok olanı) terk edip cennete gittiği yazılan Mehmet Emin ağadan söz edilmektedir.


 


Hüve’l-Bakî


 


Edüp terk-i ma sivayı azm-i ibgâ ettim


 


Hüda’nın hükmüne razı olup cânım feda ettim.


 


Bu dünyayı bulurken bekası yok akibet fani


 


Giyüp cennet libası, fenayı terk edüp gittim.


 


Cide liman reisi kol ağası


 


Merhum ve mağfur ila rahmeti rabbihi’l- gafûr


 


Mehmer Emin Efendinin ruhiçün fatiha


 


Fî 13 zü’l-kade 1321 (1905) (8) 


 


                                                                                                 Mustafa YAVUZ


 


                                                                                                Cide İlçe Müftüsü


 


Kaynaklar


 


1- Müslim, Cenâiz, 104; İbn Mâce, Cenâiz, 36


 



 



 



 







2012-12-21 Bu Yazı 311 kez okundu

Son Yazıları

SEN GELMEDEN
DİNİN ANLATIMINDA YENİ YAKLAŞIMLAR
Kendimize Gelelim
Ankebuta Sığınmamak
Ahirette Keşke Diyenler
RAHMET YAĞMURLARI
ÖNÜMÜZ HAREM, ARDIMIZ HARAMÎ
Kabusla Gelen İflas
Kurbanın Olayım
O'NUN GELİŞİ
Yorumar
cide cide pansiyon cide pansiyon öz hızar insaat